7 Temmuz 2012 Cumartesi

Yas ve Veda



Öleceğini bilerek yaşayan tek canlı türüdür insan. Fakat insan ölüm hakkında konuşmakta zorlanır. "Varlığımız" gereği sanırım bu hepimiz için böyle.


Ölümle iki zihnimde kalan iki belirgin an var. Bir tanesi anneannemle iligli. 2008 yılında, üniversite son sınıfta haftada bir gün psikiyatri dersi almak için Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ne gidiyorduk. Anneannem de soğuk algınlığı şüphesiyle orada yatılı tedavi görüyordu. Derslerden çıktıktan sonra yanına gidip ziyaret ediyordum. Kepli üniversite mezuniyet fotoğrafımı verdim. Şöyle bir baktı ve yanındakilerden çantasını istedi. İçinde diğer torunlarının da olduğu fotoğraflarının olduğu bir torbaya koydu fotoğrafımı öptükten sonra. O an anneannemin o fotoğrafları her zaman orada taşımaya devam edeceğini düşünmüştüm. Aksi aklıma hiç gelmedi gibi hatırlıyorum.


Birkaç hafta sonra yine anneannemin yanına gittiğimde durumu kötüleşmişti. Maalesef akciğerinde gizli kalmış bir tümör belirlenmişti. Beni yanındakilerin yardımıyla zar zor tanıyabilmişti. O an anneannemi belki de son kez gördüğümü hissetmiştim. Elini öpüp içimden "hoşçakal" diyerek vedalaştım. Birkaç gün sonra anneannemi kaybettik. Huzurla uyusun, rahmetle anıyorum.


Ölümle ilgili beni etkileyen bir diğer anı ise daha sonra anneannemin mezarını ziyaret ederken yaşamıştım. O gün yazdıklarım bir önceki "O an Orda..." başlıklı yazıda yer alıyor.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder