Davranışı en genel anlamıyla "normal davranış" ve "anormal davranış" şeklinde ele alan klasik psikoloji dışında "postmodern psikoloji" patoloji kavramını kabul etmez. Derin anlamlar içerdiğini düşündüğüm şu cümle ile ele alır anormal sayılan davranışı: "Patoloji yoktur, uyum çabası vardır." Genel geçer olan davranışı normal olarak kabul ederiz. Peki ya toplumun büyük çoğunluğunun normal standartlarda kabul ettiği bir davranış ya o toplumun aslında farkına varmadığı bir patolojisi, normal olmayan davranışı ise? Ya da bir bireyin kendi yaşam sınırları içinde normal kabul edebileceği davranış toplum içinde anormal sayılıyorsa? Görüldüğü gibi normallik ve anormallik kavramları durumdan duruma ve baktığınız açıya göre değişebiliyor. O zaman çeşitli davranışları toplumun genel normlarına uymadığı için "anormal" kabul ettiğimiz hatta psikoloji biliminin çeşitli hastalık isimleriyle tanıladığı insan davranışları hakkında ne söyleyebiliriz? Ya o bireylerin davranışları aslında kendi sınırları içinde kabul edilebilir ve normal de toplumun ki anormalse? Yani hasta olan birey değil de toplumsa? Ve biz o bireyi sırf bu yüzden tanılamışsak? Gördüğünüz gibi konu bu tür soruılarla teorik olarak karmaşık bir hal alabiliyor:)
Bu noktada karşımıza başka bir psikoloji anlayışı çıkıyor ki bana da çok anlamlı geliyor bu anlayış. Postmodern psikoloji hastalık tanılarını kabul etmiyor. Patoloji yoktur diyor. Kişinin davranışlarını kendisinden farklı olan topluma uydurmaya çalıştırdıkça ortaya çıkan uyum sorunlarını hastalık olarak ele almak toplumun bir yanılgısıdır noktasını vurguluyor. Örneğin "hiperaktif" şeklinde tanıladığımız çocuk aslında sadece kendi doğasına ve yapısına uygun olarak hareketli davranmak istiyor ve öyle de davranıyor. Ama okul ortamı son derece durağan ve hareketsiz olunca çocuk tanıyı almış oluyor. Yani yukarıdaki sorular giriyor devreye. Sorun aslında çocuk değil. Hareketsiz olan okul ortamı. Tanıyı kimin alması gerektiği tartışılır:)
Bu konuya en çarpıcı örneklerden biri dünyaca ünlü matematikçi John Nash. O bütün dünyanın kabul ettiği şekilde bir deha. Pek çok alana etki eden "oyun teorisi" ile ilgili çalışmaların sahibi. Üniversitede hoca iken bir derginin yayınladığı fotoğrafın kendisine ait olduğunu belirtmesi ve çeşitli "anormal" davranışları sonrasında "paranoid şizofreni" tanısı alıyor. Ve ilerleyen süreçte yine bu hastalığını kendi zekasıyla kontrol edebilmeyi başarıyor.
Modern psikolojinin paranoid şizofreni olarak tanıladığı bir dehanın iki güzel cümlesi:
1) İyi matematik bilmeyen toplumlarda adalet yoktur
2) “Deli değildim. Bazı normlara uymayan hareketlerim vardı. Aklıselim (sanity) olma, bir ölçüde konformizmin bir formudur. Aklını yitirdi, deli dediklerimiz, konformist değildir.
Özellikle bu son cümle " Patoloji yoktur, uyum çabası vardır" cümlesini harika bir şekilde doğruluyor.
"Aklını yitirdi dediklerimiz konformist ( Fransızca conformiste 'ten Türkçe'ye giren (TDK sözlüğü) sözcük, zannedildiği gibi 'konforu seven, rahatına düşkün' anlamına gelmez, "sorgulamadan itaat eden", 'boyun eğen", intibak eden, uyum sağlamış anlamlarına gelir) değildir!"
Bence özellikle günümüzde "delilik, hastalık, patoloji" kavramları son derece tartışmaya açık. Dünya uzaylıların akıl hastanesi olabilir:)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder